Üye ol 


Bir tek çocuğun hayatını kurtarabileceğimi bilsem
vatanımdan, bayrağımdan, dinimden, ırkımdan vazgeçerim.
Ahmet Altan

 
EflatunYarim
 
 

AnaSayfa

 

Şiirler

     

Yazılar

 

Köşe Yazıları

     
 
 

  Eflatunî
Elif Şafak/Aşk

Ya ortasındasındır Aşk'ın merkezinde; ya da dışındasındır, hasretinde..

Ella Rubinntain (40) Amerikalı bir ev kadınıdır. Tipik burjuva değerlerinin hâkim olduğu oldukça varlıklı bir ailesi, düzenli ve görünüşte "sorunsuz" bir evliliği vardır. Üç çocuğunu da büyüttükten sonra bir yayınevinde editör-asistanı olarak iş bulur; görevi A. Z. Zahara adlı tanınmamış bir yazarın tasavvuf felsefesini konu alan tarihi romanını değerlendirmektir.

 

  Biyografi
AKP Milletvekili LOKMAN AYVA

1 Haziran 1966'da Konya Başköy'de dünyaya geldi. Babasının adı lütfü, annesinin adı Havva'dır. Kendisini şöyle anlatıyor:

 

  Kitap
Philippa Gregory/Bakirenin Aşığı

Boleyn Kızı ve Kraliçenin Soytarısı romanının yazarından, Kraliçe Elizabeth döneminin ilk yıllarını, o tehlikeli günleri anlatan, nefes kesici bir roman.

 

-sait-: Baþýmý Alýp Gitmek Ýstiyorum

 

'Üryan geldik, üryan gideriz'
HASAN AYDIN
HASAN AYDIN

Tarih: 27 Şubat 2008 Çarşamba


Son günlerde gündemin türban düşüncesine çeşitli çevreler şok oldukları gibi bir izlenim sergilediler, gerçekten şaşkınlık mı yaşandı yoksa yine alışılagelen bir şark siyasi showu mudur? yada sahiden Erdoğan ve siyasi anlayışının değiştiğini mi sandilar? Geçmişten kaçış gibi bir yaklaşım bir taktik, oyun olamaz mi? kaldı ki kaçsan bile bunun bir gölge gibi kendisini takip ettiğini söylemek te kahin olmayi gerektirmiyecek kadar açıktır. Tabii Türkiye şekilci bir ülkedir, siyasetinden tutalım da toplumun çeşitli katmanlarına kadar sembollerle üstündekilerle çok ilgilidirler. Erdoğan kravat ve takım elbiseler giyince sistemi kendisi için bir tehlike olarak görmemeye başladı. Aslında eskidende tehlike gibi gösterilerek kemalizm ırkçılığı fenom gibi topluma aşılamaya çalışma amacını gütmüştür.Yoksa bu kadar dine yatırım dini semirterek, din olmaktan başka herşeye benzetmenin mantığı nedir? yanıtı çok açıktır bu sistem karanlıktan, cehaletten beslenmektedir. Farklı sesleri, düsünceleri hep kendileri için bir oyun, bölünme, düşman paranoyası biçiminde değerlendirilmiştir. Ozanın şu çok değerli anlayışı insanın kendi soyundan uzaklaşmasına, ırkçılığa, milliyetçiliğe, iki yüzlülüğe karşı insani duruşu ne kadarda güzel özetlemektedir.“Üryan geldik,üryan gideriz“ Türkiye kompleskleri bol olan bir ülkedir ve insanlar gerçek kişiliklerini, siyasi kriterlerini ve ağırlıklarını genellikle sansansyönel olaylarla gündeme getirme arzusu içindedir.

Toplum üzerindeki ağırlıklarını böyle hissetmek niyetindedirler. Deyim yerindeyse tam bir palavra meydanı, yalana dayalı bir yetenek sineması gibi bir yaklaşımla siyasi yapılarını korumaya calışmaktadırlar. Acaba ikiyüzlülük, çifte karakter konusunda psikologlar ciddi bir araştırma yaparlarsa, siyaset bilimcileri konuşurlarsa Türkiye deki siyasal gerçeklik, toplumsal yapıyı iyi analiz ederlerse yine ne gibi bilimsel sonuçlara, saptamalara varacaklarının merakı içindeyim. Insan kendi soyundan bu kadar mı uzaklaşır? bu kadar mı yabancılaşır? diye bir hayrete de düşmekten kendilerini alıkoyamazlardı. Türkiye bir yere gitmiyor, aslında dünyadaki yerini şimdiye kadar iki yüzlülükle başka gösterse de asıl yerini gösteriyordur. Bilim, aklın yolu, olay ve olgulara bakış, bölünme paranoyası, ırkçı anlayışa kilitlenince fazla bir gelişme beklemek de bir yanılsamadır. Türban meselesiyle gündemi saptıran AKP hükümeti aslında ideolojik kimlikleri kişilikleri gereği böyle davranmak zorundadır. “Değiştik, yenilendik“ derken aslında dünya kamuoyunu aldatmak ve kendilerini maskelemekten başka bir ciddiyeti olmadığı, siyasi kimliklerini bilen herkesin ortak kanısıdır. (Türk Milliyetçi İslam Senteziyle mayalanmış bir oluşumdur), belediye dönemlerindeki pratikleri bilinir.Belediye araçlarında, kadın ve erkekleri ayrı araçlarla taşımaya kalkıştıkları, belleği çok zayıf Anadolu insanı, yada sosyal demokratlar ne kadar da erken unutmuşa benziyorlar.

Sözüm ona “Laik“ olduğunu söyleyenler neden geçmişe bakmayı bir türlü öğrenemiyorlar,yada hani bölünme paranoyası vardır ya ve dış düşmanların işine yaramasın diye farklı siyasi isimler, partiler olsada hepsi bir orkestranın ayrı ayrı parçalarını oluşturduklarını sergilemektedirler. Bu ülkede laiklik bir safsatadır, öbür dünyada Müslümanları bekleyen mutluluk gözardı edilmemelidir. Bu mutluluk, siyasi rant, bir Türk`ü dünyayla eşdeğer tutan özellikler eklenince toplum dibe kadar dünyevi dini ve milliyetçiliğe batmıştır. Erdoğan hükümeti de bunu çok iyi bilmektedir ve bundan dolayıdır ki türbanın mantığı, siyasi amacı kamuoyunda daha tartışılmadan Irak kara harekatı başlatıldı. Toplumda herkes bu devlet terörüne endekslendi. Barış sözcüğünü çok da yaşama dair, Kürtlere dair kullananlar şimdi ne kadar Kürt gencini öldüreceklerini merakla beklemektedirler, buda insan psikolojisi açısından önemle ele alınması gereken bir vakadır. Avrupa`da “Insan Hakları ve Özgürlükler için yola çıktık“ diyenler unutmayalım ki Türkiye`de de “Allah`ın izniyle yola çıktıklarını“ söylüyorlar AKP hükümetinin oluşum mayasında batıya, diğer inançlara önyargılarla bakan bir anlayış mevcuttur. Provokatörlük, demogoji ve tarikatçılık Kasımpaşalının temel kuramıdır. Almanya da konuşurken “asimilasyonun bir insanlik suçu olduğunu“ söylerken hiç mi sıkılmadı acaba, siyasi geleneklerinde kriter, ahlak olmayınca, siyaset bilimi olmayınca herşey beklenebilinir. Ahlak yaşamda ölçü demektir, bu kadar ikiyüzlülük görülmemiştir.

Türkiye`nin asimilasyon, katliam ve dışarlama konusunda hiç kimseye söyleyecek bir tek sözü olamaz. Tarih bilinir, insanlar belleksizleştirilse de birtakım olay ve olgular vardır ve bu olgular tarihin yansıttığı gerçeklikleri kimse inkar edemez. Türkiye de siyasetin en temel başarı ölçüsü Kürtlere, Alevilere ve diğer azınlıklara karşı olmak, asimile etmektir Kürtlerin tüm hakları gasp edilmiş, diğer azınlıklar da tanınmaz hale getirilmiştir ve böyle bir ülkenin başbakanı insanlik suçu olarak gördüğü bir politikanın en Kasımpaşalı bir temsilcisi ve savunucusu konumunda olduğunu sanırım unutmuşa benziyor. Beyinler ırkçılıkla, Türk İslam Milliyetçiliğiyle kilitlenince, doğru yanlış, insan hak ve özgürlükleri demokratikleşmede anlamını yitirecektir. Kemalist doktrin azınlıkları, başka kültürleri, farklılığı ve dünyayı bir tarafa, Türkleri bir tarafa koyunca doğal olarak dünya insanıyla barışık olmadıkları bizzat Kemalist kuramın içinde vardır.“Bir Türk Dünyaya Bedeldir, Ne Mutlu Türküm Diyene“vb bu anlayış bile Kemalizmin kimlik, kişilik ve ideolojik yapısı hakkında ciddi ipuçları vermektedir. Tıpkı Celine nin Yahudileri ele aldığı gibi, Kemalizm de dünya insanına bakmaktadır. Dün Ermenilerle olan münasebet bilinir, bir jenosit yaşanmıştır ve bu Kemalist dönem kapsamının dışında olduğu halde bu acılı tarihle yüzleşmemektedirler. Hatta Ermeniler bizi katlettiler gibi tarihe yanlış bir not düşmekten de sakınmamaktadırlar. Bugün de Kürtlerle olan münasebetleri bilinir.

Hani Türkiye laikti? bu kadar sorunlar içerisinde acil çözümlemesini gerektiren tek mesele türban meselesi midir? Hani Koppenhag kriterleri? Alevilerin durumu bilinir. Her nedense bu konuda ciddi bir yaklaşım görülmemektedir. Sorun özgürlükler sorunuysa bunun herkes için geçerli olmasi gerekmez mi? Hukuk eşitlik ister, bu çifte standart niye? Bu sorunlar ve yaklaşımlar göz önüne getirildiğinde ikinci dünya savaşının başmimarları olan ve Hitler in öğretmenleri konumunda ki Weininger`i, Celine`i insana hatırlamaktadır. Bu ülkede kim ne derse desin, Kürde, Komüniste, Aleviye bakış bize Celine yi hatırlatmaktadır. Hiç bir çaba, demogoji bu gerçeği yadsıyamaz.



  
HASAN AYDIN
sokrates73@hotmail.com




Bu makale 6915 defa okundu. Toplam 828 kelime

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa Pdf Formatı Pdf Formatı Yorum Ekle Yorum Ekle Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder


[ Geri Dön: HASAN AYDIN ] - [ Yazarlar İndeksi ]


Bu fırtına nereden kopuyor? BAHOZ

 


PKK “neden” mi, “sonuç” mu?

 


Arif Sağ mı, Ağa mı, Paşa mı?

 


Güz Güneşi

 


Kentin ve Edebiyatın Aşkı

 


KIZILDERİLİLER’İN BEYAZ IŞIĞI

 


Dil Akrabalığı

 


Yeni bir yılın getireceklerine dair

 


Taraf Gazetesinin Manşeti